"

‘Dizi videoları’

Dört kişi yatıp üç kişi uyandık

Pazartesi, Mart 22nd, 2010

Grup Hepsi, dördüncü albümü “Geri Dönüşüm”ü 96 sayfalık bir dergiyle piyasaya sürdü. Sürpriz bir gelişmeyle eleman sayısı üçe düşen, o süreçte kısa bir bocalama yaşayan grup, yeniden kendini bulmuş görünüyor. Eren, Cemre ve Yasemin, Gülçin’un gruptan ayrılmasına da espriyle yaklaşıyor artık: “Dört kişi yattık, sabah üç kişi uyandık!”

“Geri Dönüşüm” fikri kimden çıktı?

- Eren: Menajerlerimizin fikriydi. Çevreci bir sosyal sorumluluk projesi gibi düşündük bunu. Ayrıca bir anlamda biz de yenilendik. Dörttük, üç geldik.

Sosyal sorumluluk projesine nasıl çevireceksiniz bu işi?

- Cemre: Keşke tek başımıza yapabilsek o işi ama mümkün değil. Böyle bir konsepte derneklerin de sahip çıkması gerek. Duyarlılık istiyoruz.

- Eren: Ben çevre polisi olmak istiyorum. Öndeki arabadan yola bir şey atıldığında, aracın yolunu kesip o kişiye “Bir daha bunu yapmayacaksın” diye kızabiliyorum mesela…

- Yasemin: Bunu ben de yapıyorum. Orman yolunda adam bira şişesini ağaçların arasına fırlatabiliyor, düşünsenize… O şişe bir gün size de, bana da gelebilir yani…

Son bir yılı tamamen albüm hazırlıklarıyla mı geçirdiniz?

- Eren: Sadece son beş ayımız albümle geçti aslında. Onun öncesinde bir şirket değişikliği yaşadık.

BEYAZ BİZİ İLTİHAN ETTİ

Albümle birlikte sınırlı sayıda dergi de çıkardınız. Bu kimin fikriydi peki?

- Cemre: Bir gün annemle telefonda konuşuyorduk. Biz asıl dergi yapmalıyız dedik. Hemen yapımcımızı aradık, çok kısa sürede albümü bu şekilde çıkarma kararını aldık. Herkes fikre bir anda ısındı.

Üç editör nasıl hazırladınız bu dergiyi?

- Eren: Oturup röportaj yapılacak kişileri belirledik, aramızda paylaştık. Fotoğrafları yine kendimiz çektik. Ciddi bir ekip çalışması oldu.

- Yasemin: Hakikaten dışarıdan hiçbir müdahale yok.

Dergi de Beyazıt Öztürk’ün sizinle yaptığı bir söyleşiye de yer vermişsiniz…

- Cemre: Evet, bizimle sohbet etmek istedi çünkü küçüklüğümüzden bu yana hepimizi tanıyor.

- Eren: Başta “Muhabbet edelim” demişti ama bir anlamda ne yönde değiştiğimiz ya da geliştiğimiz konusunda bizi imtihan ettiği de söylenebilir.

Derginin devamı gelecek mi?

- Yasemin: ınternet sitemize bir anket koyduk. Sevenlerimiz o siteyi ziyaret edip fikirlerini belirtsin ki biz de derginin gidişatını belirleyelim.
- Eren: Bazı dergiler var ya iki-üç ayda bir çıkıyor; belki öyle bir dergi haline gelir.

ARTIK ÇOCUK DEĞİLİZ

Bu albümde şarkı sözleri artık sadece çocuklara yönelik değil, daha geniş kitlelere hitap edecek nitelikte… Bu bilinçli bir tercih miydi?

- Eren: Bu albümde şarkı sözleri bizim için çok önemliydi. Sound da önemliydi tabii ama daha çok sözlere odaklandık.

- Yasemin: şunun altını çizelim; biz artık çocuk değiliz. Ve bu albümde, herkesin dinlerken kendinden bir şeyler bulabileceği sözler olmasına özen gösterdik.

Hayranlarınızın çoğu çocuk olduğu için, bazı şarkıları geri çevirmek zorunda kaldınız mı?

- Yasemin: Evet ama bunun nedeni sözlerin bize de ağır gelmiş olmasıydı. Bazıları ise önceki albümlerde olsa severek okuyacağımız ama bu albüme koymak istemeyeceğimiz sözlerdi.

- Cemre: Çok basit sözler kullanamayız artık, çünkü beş seneyi deviren bir grubuz. Birçok hayranımız artık ya üniversiteye gidiyor ya da mezun oldu. Onları kaçırmamamız lazımdı.

Dans çalışmalarınız devam ediyor değil mi?

- Yasemin: O hiç kesintiye uğramadı. Koreografımız Sanem Demirkaya ile özellikle bu aralar çok çalışıyoruz. Çünkü bahar aylarında konserlerimiz başlayacak.

BİLİNÇALTINDA GÜLÇİN’E KIRGINIZ

Yapmak istediğiniz bir müzikal vardı, o ne durumda?

- Eren: Vazgeçmedik, şu an oluşum aşamasında. Skeçler yazılıyor.

Üç kızın birlikteliği nasıl gidiyor?

- Cemre: Gayet iyi… Zaman içinde birbirini kırmamaya daha da dikkat etmeye başlıyorsunuz zaten… ılginçtir; bir gün dört kişi birlikte yattık, sabah kalkıp bir kalktık ki üç kişiyiz.

Editör yazılarınızda hepiniz Gülçin’e kırgınlığınızı ifade etmişsiniz bir anlamda…

- Yasemin: Hepimiz ister istemez yazdık. Bilinçaltı çünkü.

- Eren: Hayatın çeşitli darbeleri var. Herkes hayatında çok yakın bir dostunu kaybedebilir. Biz de öyle bir olay yaşadık. Üzerine çok da konuşmak istemiyoruz. Hayatın bu yönünü çok sert bir şekilde öğrenmiş olduk.

KOSTÜMLERİMİZDE KURULAMA BEZİ, PASPAS VE SOBA BORUSU KULLANDIK

Albüm konsepti fotoğraf çalışmasıyla desteklendi. O fotoğrafta gördüğüm paspas ve el bezi mi gerçekten?

- Yasemin: Kurulama bezi, paspas, mandallar, pasta altlıkları, alüminyum folyo, soba borusu, bulaşık teli, metal sütlaç kapları… Hepsini aksesuvara çevirdik.

- Eren: Styling’imiz Ceyda Balaban imzalı, kendisi onlardan bana şapka yaptı. Bazı fotoğraflarımızda da peluş hayvanlardan yeleğimiz, kulaklıklarımız var. Gerçek kürk kullanmak yerine oyuncak tavşanlardan yelek, oyuncak kaplandan şal yaptık. Omuzlarımıza taktığımız yarasalarımız da var.

“ASLA AYRILMAYIZ” DİYEREK BÜYÜK KONUŞMUŞUZ

Hepsi kızları hiç mi solo iş yapmayacak?

- Yasemin: şu an hiçbirimizin öyle bir düşüncesi yok. Müzik dışında tek tek bir şeyler yapabiliriz ama…

- Cemre: Oyunculuk mesela… Eren bir dizide köylü kızını oynarsa, bu gruptan bağımsız bir durumdur. Eren’i alan Hepsi’ni de alır gibi bir durum yok. Meltem Cumbul, Mimar Sinan’da Eric Morris tekniğiyle oyunculuk dersleri vermeye başlamış. Ondan ders almayı çok isterim ben. ünkü bu alanda kendimi geliştirmek istiyorum. Gerçi biz bunu söyleyince de “Hepsi’yi oyunculuk ayıracak” demeye başladılar. MFÖ üyeleri de yıllardır farklı işler de yapıyorlar, ayrılıyorlar mı?

Siz çıktığınızda herkes “Dağılır bu grup” demişti…

- Eren: Her çıkan grup için bu söylenir bu. Ama biz de “Hiçbir zaman ayrılmayız” diyerek büyük konuşmuşuz. Ne de olsa hepimiz çocukluk arkadaşıyız, arkadaşını kaybedebileceğini nasıl düşünürsün ki. Neyse… Biz sahnede bu işi kalabalık olarak yapmaktan mutluyuz. Tek başımıza sahneye çıkmak gibi bir egomuz yok.

- Cemre: Benim konsantre problemim var. Sahnede çoğu zaman kopuyorum, boşluğa bakmaya başlıyorum. Kızlar beni geri getiriyor. Zor olan grup olmak, tek tek şarkı söylemek bizi tatmin etmez. Biz üç kardeş gibiyiz ve üçümüz birbirimize yetiyoruz.

GÜLÇİN: Hiçbir yere gitmedim

Çarşamba, Ocak 14th, 2009

GÜLÇİN: Hiçbir yere gitmedim

HEPSİ Grubu’nun üyesi Gülçin Ergül, şu an Dubai’de balayında olduğu için gruptan ayrıldığı yönünde çıkan haberlerin asılsız olduğunu söyledi.

Sağlık sorunları nedeniyle grubun iki konserine katılamayacağını belirten Ergül, “Bu haberi kimin nereden uydurduğunu ben de bilmek isterim, bir falıma baktırayım” dedi.
ERGÜL, “Son röportajlarımda evliliğe sıcak baktığımı söylemiştim. Fakat benim bile bilmediğim bir şeyin haberi uydurulmuş, sadece çok sevdiğim bir erkek arkadaşım olduğu doğru. Dubai de sık sık seyahat ettiğim bir yer. Bu tarz haberler yapılmaya devam edilirse hukuki yollara başvuracağım” diye konuştu.

Grup Hepsi Ropörtajı

Çarşamba, Aralık 24th, 2008

Grup Hepsi Ropörtajı

Hepsi grubu üyeleri, “çocuk grubu” olarak nitelendirilmekten şikayetçi: “İlk çıktığımızda sonuçta çocuktuk. O zaman bizim hitap ettiğimiz kesim de küçük kitleydi. Fakat o kitle şu anda büyüdü. Bizimle birlikte onlar da olgunlaştı. Biz artık kariyer sahibi, 23/24 yaşında genç kızlarız.”
Yaşlarınız büyüyor, ama hayran kitlenizin büyük çoğunluğu çocuklardan oluşuyor. Dolayısıyla size “Çocuk grubu” diyenler de var. Bu durum sizleri rahatsız ediyor mu?
- Eren: Çocukların bizi örnek alması çok büyük bir sorumluluk. Aileler de bizi bir şekilde kabullendiler ve çocuklarının bizi sevmesi, onları bizim konserlerimize getirmeleri çok önemli bir şey. Biz çocuk değiliz. 23, 24 yaşında genç kızlarız. Yalnızca çocukların bizi sevdiği, örnek aldığı bir iş yapmaya çalışıyoruz. Aslında çok zor bir iş yapıyoruz.
- Gülçin: Ben hiç rahatsız olmuyorum bu durumdan. Çocukları çok seviyorum. Kendi içimde de hálá bir çocuk var. Oyuncakları ve renkli giyinmeyi çok seviyorum. Ama tabii bir yandan da şov işi yapıyoruz. Bu yüzden de çocukların bizi sevmesi çok normal. Daha müzikal bir iş yapsak o zaman daha da geniş bir kitlemiz olurdu bence. Zaten ileride yapmak istediğim başka idealler de var. Onlar sadece çocuklara hitap eden şeyler değil.

- Yasemin: İlk çıktığımızda sonuçta çocuktuk. O zaman bizim hitap ettiğimiz kesim de küçük kitleydi. Fakat o kitle şu anda büyüdü. Bizimle birlikte onlar da olgunlaşıyor. Bizim yaşımız gereği öğrendiğimiz şeyleri onlar da farklı şekilde öğreniyorlar ve bizi örnek alıyorlar. Biz ne yaparsak onu yapıyorlar. Mesela benim saç modelimi bile örnek alanlar vardı. Aileler için çok önemli bunlar. Paralarını biriktirmeyi öğreniyorlar, bir amaçları oluyor. Bizim bir kartpostalımızı almak için bile harçlıklarını biriktiriyorlar. Kendi yaşlarına göre bir nevi sorumluluk alıyorlar.
- Cemre: Aslında hiç yaş sınırımız yok. Sadece daha çok sesi çıkan bir kesim küçükler. O yüzden sadece küçüklermiş gibi geliyor. Mesela benim çoğu yaşıtım var. Özel üniversitelere konsere gittiğimiz zaman sanki bizi bir yerden çıkartıyor ama tanımıyormuş gibi davrananlar oluyor. Ama akşam dışarı çıktığımda, mekanda bizim şarkımız çaldığında da aynı insanların bağıra bağıra söylediğini görüyorum. Bizim yaşıtlarımızın pek hoşuna gitmediğimiz oluyor.
23-24 yaşında kendi parasını kazanan, kendi sözünü söyleyen biri olmak insana ekstra bir güven veriyor mu?
- Cemre: Tabii ki. Vergi ödemek, “Elektrik faturası gecikirse ne olur” diye endişelenmek, ev kirası… Milyon tane şey var. Mesela geçen gün doğalgazı kesmeye geldiler. “Niye” dedim. “Önce kontrol ettirmeniz, daha sonra kullanmanız gerekiyor” dediler. Benim yaşımda kaç kişinin bundan haberi var. Tabii ki üzerimizde çok fazla sorumluluk var. Ev geçindiriyoruz, vergilerimizi çok sıkı takip ediyoruz, her şeyden haberimiz var. Benim birçok arkadaşım var ailesinin tuttuğu evde kalıyor. Fakat ne kadar apartman aidatı ödediğini bile bilmiyor. Bunların bilincindeyiz. Bu durumun verdiği güven sonucu en iyi anlaştıklarım benden yaşça büyük insanlar…
- Eren: Tabii ki veriyor. Ama biz çok erken yaşta çalışmaya başladık zaten. Biz ilk olarak AKM Çocuk Balesi’nde daha 10 yaşındayken her hafta sonu çocuk oyunuyla çıkıp yevmiye almaya başladık. Ortaokulda birikmiş dolarlarım vardı benim ve tabii ki bunun verdiği özgüven bir de… Ortaokuldaki bir kızın kendi istediğini gidip alması çok büyük bir özgürlük. Bir şekilde hayata karşı daha farklı bir duruşun oluyor. Şu anda da artık bu sanki çok normal. Hayatımın rutini gibi geliyor.
ERKEKLERİ EZİYORUZ
Erkeklerin pek özgüvenli kadınlardan hoşlanmadığı söylenir. İkili ilişkilerde bunun sıkıntısını yaşıyor musunuz?
- Cemre: Kendileri bilirler. Hepimiz diyoruz ki; “Sete girerim, çalışmaya başlarım. Sabah 9’da başlarım, gece 3’te çıkabilirim. Sen beni aradığında cevap veremeyebilirim. Mesaj atarsın, 4 saat sonra cevap verebilirim. Ya da bir turneye çıkarım, 28 gün dönmeyebilirim. Ben bu şekilde yaşıyorum. Bu benim seçimim. Lüksüm deği,l bu benim mecburiyetim.” Dolayısıyla bunları kabul eden birilerini arıyoruz ama yok ne yazık ki!
- Eren: Şu ana kadar hiç problem çıkarmadı. Belki de benim seçimlerimden dolayı. Özel hayatımdaki kişi
okula bile gitse, kendi hayatında gerçekten sayılan, sevilen insan oluyor hep. Hiç kimsenin bizim gibi olmasını beklemiyorum. Çünkü gerçekten biz özel bir durumdayız. Türkiye genelinde bizim gibi toplasanız kaç insan vardır. Başka dallarda da bizim yaşımızda çok önemli yerlere gelmiş insanlar vardır. Ama tabii herkesten bunu beklemiyorum. Ben herkesi olduğu gibi kabul eden bir insanım. Yanımdaki kişi benim gibi ya da benden daha üstün olmalı gibi iddialarım yok. Çünkü ben öyle yaşayan ya da öyle bir duruşu olan bir insan değilim. Karşımdakine bunu hissettirmem. Karşımdaki kişi hálá okuyorsa aksine onu motive etmeye yönelik davranıyorum.
- Gülçin:Biz nasıl kendi ayaklarımızın üzerinde durmaya ve bir başarı elde etmeye çalışıyoruz, ben de partnerimden aynı şeyleri beklerim. Tabii ki böyle partnerler seçmek zorundayız. Ve öyle insanları da bulmak zor oluyor. Bir kere bir erkeğin çocuk gibi olmaması gerekiyor.
- Yasemin: Bana kalırsa erkekler bunun ezikliklerini yaşıyorlar karşımızda. Çünkü her zaman; “Erkek daha güçlüdür, kariyeri, parası vardır, kendi ayakları üzerinde durur” diye söylenir. Bizim yaşıtlarımızda bunlar pek olmuyor. Onlar hálá okuyorlar ya da askerlik yapıyorlar. Biz ise çok küçük yaştan beri çalıştığımız için bazı şeyler hayatımızda oturmuş. Düzenimiz var ve bir gelirimiz var. Ve buna karşılık da söyleyecek sözlerimiz var. Bundan dolayı erkekler kendi içlerinde savaştıkları için tepkilerini farklı şekilde bize yansıtıyorlar.
Aşk konusunda mı yoksa iş konusunda mı daha tutkulusunuz?
- Cemre: İş konusunda takıntılıyım yani. Büyük konuşmak istemiyorum. 2 yıl sonra; “Aman Allah’ım” diyebilirim. Ama şu an için öncelikli olan işim. Zaten hayatımda biri olmadığı için belki de bu kadar rahat konuşuyorum. Ama aşkım için de işimden vazgeçmem. Kendi kendime planlarım var. 2010’da evlenmiş olacağım. Çünkü genç yaşta anne olmak istiyorum.
- Eren: Ben çok duygusal bir insanım. Her zaman disiplinliyimdir ama aşk konusunda çok duygusalım. Tutkuları yüksek olan bir insanım, seçemem.
- Gülçin: Aslında ben şimdiye kadar işim konusunda kimse için ödün vermedim. Her zaman idealist davrandım. Hiçbir şey bunu değiştiremez ama şu anki önceliğim sanırım aşk!
- Yasemin: İş konusunda çok çok daha tutkuluyum. Hiçbir şey önüne geçemez. Çünkü bana; “Ya işin ya ben” diye geliniyorsa zaten o kişi benim hayatımda olmasın. Bir yere gittiğimizde bazı şeyleri karşılayabiliyorsak – ki ben bu yaşta karşılayabiliyorsam- demek ki çok çalışmışım ve işim sayesinde yapabiliyorum bunu. O zaman onun konuşma hakkı olmuyor. Susacak!
Aşk sizin için ne ifade ediyor?
- Cemre:Boğazımda düğüm düğüm bir şey ifade ediyor son iki senedir. Hiç mutlu bir şey ifade etmiyor ne yazık ki. Şimdi bana; “Aşık olacakmışsın” deseniz çok korkarım. Mümkünse olmayayım! Kendimi bir yıldır uzak tutuyorum. O yüzden de başıma gelmesin diye elimden geleni yapıyorum. Hiç güzel bir iz bırakmadı bende. Çünkü normalde ben biraz çakalımdır. Bir şeyler oldu mu hemen anlarım. Ama aşık olunca o kadar saf oluyorum ki; o halimden hiç hoşlanmıyorum. Aptal gibi ne deseler inanıyorum. O yüzden benden uzak olsun.
- Eren: Aşk güzel bir şey ama aynı zamanda zor bence. Çünkü duyguların iyisinin de kötüsünün de çok yoğun yaşandığı bir şey. Aslında aşkta bir aşırılık var. Yoğun yaşandığı zaman zarar veriyor.
- Gülçin:Erkek arkadaşımı ifade ediyor. Aşk şu anda yaşadığım şey.
- Yasemin: Tek kelimeyle acı!

Bazen kadın bazen genç kız
Kendinizi genç bir kız gibi mi yoksa kadın gibi mi hissediyorsunuz?

- Cemre: Ruh halim giydiğim kıyafete göre bile değişiyor. Belki de 23 yaşında olduğum için. Tabii ki çocuk değilim. Çocuk olmadığımın farkındayım. Ama böyle çok olgun ve oturaklı bir kadın da değilim. Gelip gidiyorlar bana. Biraz delilik var herhalde.
- Eren: Son bir yıldır 24 yaşındaki bir genç kızın tatması gereken hayat tecrübesini, edinmesi gereken deneyimleri tadına vararak sindire sindire yaşamaya başladım. Sonra pişman olmak istemiyorum.
- Gülçin: Genç bir kadınım.
- Yasemin: Genç kız gibi hissediyorum kendimi. Hiçbir zaman kadın gibi göremedim. Bazen öyle olduğu anlar da oluyor. Aslında ruh halime göre değişiyor.