"


Mayıs, 2008için arşiv

19
Mayıs

Hepsi 1 49. Bölüm Özeti

Hepsi 1 49. Bölüm Özeti

 Yasemin’in ayrılık kararı karşısında diyecek söz bulamayan Korkut, mecburen durumu kabullenir. Yasemin’in ondan dersler yüzünden ayrıldığını zannettiği için, çocuklara da durumu bu şekilde açıklar. Yasemin ise, Korkut’un gerçek sebebi öğrenmemesi için kızları çocuklarla konuşmamaları konusunda uyarır. Korkut ve Yasemin’in ayrıldığını öğrenen Bora, bunu ilk fırsatta Alev’e söyler. Durumdan şüphelenen Alev, kızların ağzından laf almaya çalışır… Erol Hoca’nın evlenme teklifine Füsun beklenmedik bir cevap verir. Her şeye rağmen Erol Hoca’nın pes etmeye niyeti yoktur. Füsun’u, birlikte olmayı denemeleri konusunda ikna etmeye çalışır… Bütün bunlar olurken, bir yandan da okulda sınavlar başlar. Kızlar, özellikle de Yasemin, bütün ilgilerini sınavlara yöneltirler. Çocuklar ise, zor günler geçirmektedirler: Emre, Cemre’ye aslında fakir olmadığını ve yalan attığını söylemek istese de, Cemre’nin tavırları yüzünden bir türlü gerçeği söyleyemez. Cemre’nin okulun otoparkında Emre’nin arabasını görmesiyle, Emre’nin yalanının ortaya çıkmasına ramak kalır. Bu konuda ilk seferde şansı yaver giden Emre’nin yalanı, daha sonra Cemre’nin onu arabanın içinde görmesiyle ortaya çıkar. Kendini affettirme ve durumu açıklama telaşına düşen Emre, Klasik Bale sınavının ortasında sınıfa dalar. Ancak bu, hocaları ve Cemre’yi daha fazla kızdırmaktan başka bir işe yaramaz… Korkut, derin bir üzüntüye gömüldüğü sırada sahilde daha önceleri başlarına bela olmuş sürpriz biriyle karşılaşır!.. Ama tahmin ettiğinin tam tersine, bu sürpriz kişi sayesinde, Yasemin’le olan ayrılığına farklı bir açıdan bakmaya başlar. Artık Yasemin’in onunla birlikte olması ya da olmaması önemli değildir!.. Greenpeace üye toplantısına gitmek için sabırsızlanan Eren, Barış’ın bu konudaki ilgisizliği nedeniyle oldukça sinirlenir. Ancak Barış durumu kısa sürede toparlar ve Eren’e kendisini affettirmeyi başarır. Mert ve Gülçin ise, uzun zaman sonra ilk defa, sorunsuz bir dönem geçirmektedirler… Bayan Berbatov balıkları ile ilgilenirken Rosalind’in ölmüş olduğunu görür. Bu durumu Erol’a nasıl açıklayacağını düşünürken aklına gelen bir fikir sayesinde bütün suçu Füsun’un üstüne atar. Rosalind’in ölmesine neden olduğunu düşünen Füsun, oldukça üzülür ve ne yapacağını bilemez!.. Kimseye belli etmek istemese de, yaşadıkları yüzünden oldukça üzülen Yasemin’in, aslında kendisinin bile farkında olmadığı ciddi bir sorunu vardır. Hiç beklenmedik bir zamanda ortaya çıkan bu sorun, herkesi şok eder!..  
 
 

19
Mayıs

Grup Hepsi Hürriyet Kelebek Röportajı

Bize dayanacak erkek çıkmadı
Üçüncü albümleri “Hepsi Şaka”yı tamamlayan Hepsi kızları, Kelebek’e şaşırtıcı bir itirafta bulundu: “Özel hayatımız yok. Bizim düzenimize ayak uyduracak bir erkekle karşılaşamadık daha! Olan da zaten durmuyor, gidiyor.”

 

grup hepsi

 

Hepsi kızları, sevenlerinin karşısına üçüncü albümleri “Hepsi Şaka” ile çıkmaya hazırlanıyor. MFÖ’nün “Sakın Gelme”, Sezen Aksu’nun “Onu Alma Beni Al”, Bülent Ortaçgil’in “Beni Kategorize Etme”, Mirkelam’ın “Tavla” gibi şarkılarını yeniden yorumlayan Hepsi kızlarına bir de Kenan Doğulu’dan “Dört Peynirli Pizza” şarkısı gelmiş. Rakiplerinin olmadığını söyleyen grup üyeleri, kendilerine işlerinden dolayı dayanabilecek erkek olmadığını söylüyorlar.

n Kaçıncı albüm olacak bu?

- Eren: Tam iki senede hazırlandık ve üçüncü albümümüzle döndük.

n Bu albümün, öncekilerden farkı var mı?

- Eren: Çok farkı var. Öncekiler “Hepsi 1″ ve “Hepsi 2″ydi. Bunun adı bile farklı: “Şaka“! Şarkı sözlerinden dolayı bu adı verdik.

n Çok neşeli müzikler mi, yoksa komik sözler mi var? Neden “Şaka”?

- Yasemin: Şarkı sözleri, şakayla karışık bazı şeyleri ima ediyor. Biz de gayet teatral ve komik bir biçimde okuduk parçaları.

- Eren: Önceki albümlerde R&B tarzını kullanıyorduk. Bu albümü pop ağırlıklı yaptık. Biraz da elektronik müzik var. Bu arada daha da olgunlaştık tabii. Hepimiz çok geliştik. Bunun müziğimize de etkisi var.

- Gülçin: Cover parçalar kullandık. Sadece bir tane yeni parçamız var.

n Cover parçaların başarısı garanti midir? Neden yeni parçalar değil de, önceden söylenmiş parçalar?

- Eren: Bu parçalar bizim yıllardır, hep aklımızda olan ve en sevdiğimiz parçalardı.

- Cemre: Aslında biz bu albümü bir ara albüm olarak düşündük. “İki buçukuncu albümümüz” diyebiliriz!

- Eren: Parçaları oldukça değiştirdik. Eski hallerine benzemiyorlar artık. Bir de bu şarkılar çocukluğumuzun parçaları. Bu parçaların en güzel halleri zamanında yapılmış zaten. Biz sadece yorumumuzu kattık. Seçtiğimiz parçalar dönemlerinin en sevilen şarkıları. “Biz ilk söyleyen şarkıcılardan daha iyiyiz” gibi bir şeyle de çıkmıyoruz ortaya. Bir iddia için yapmadık bu albümü.

- Cemre: Evet bir iddia için yapmadık. Ama albüm çalışmaları bittiği zaman isimlere baktım, albümün kapağına baktım. “Şaka maka derken, güzel bir şey yapmışız biz” diye düşünmeden de edemedim.

n Her şey ne kadar şaka da olsa, cover yaptığınız için eleştiri oklarıyla karşı karşıya kalacağınızı biliyorsunuz değil mi?

- Cemre: Dilin kemiği yok. Eleştirmek istedikten sonra her şeyi eleştirebilirsiniz. Bir konu hakkında bilgi sahibi olan ya da olmayan herkes zaten konuşuyor. Biz şuna dikkat ediyoruz: Kimin eleştirisinden bize yararlı bir şey çıkar, kim sadece laf olsun diye konuşmuş… Kimi dikkate alıp, almayacağımıza karar verecek kadar kafamız çalışıyor!

n “Hepsi 1″ adındaki dizi filminiz devam ediyor. “Bundan böyle şarkıcılığın yanı sıra oyunculuk da yaparım” duygusu geldi mi üstünüze?

- Gülçin: Pek bilmediğimiz bir şeydi oyunculuk. Ama her bölümde daha da çok ısınıp, alışıyoruz.

- Yasemin: Gülçin’in dediği gibi zamanla alıştık oyunculuğa. Hiç kolay olmadı baştan.

- Cemre: Üstelik “Oyunculuk yapıyoruz” diyecek kadar oyunculuk yapmıyoruz.

- Gülçin: Oyunculuk bizim için yan iş. Şarkı söylüyoruz, dans ediyoruz… “Hepsi bir bütün” diye düşünüyoruz. Mesela müzikal yapmayı çok istiyoruz. Ama sadece oyunculuk yapmak gibi bir niyetimiz yok.

İŞ ARKADAŞI GİBİ DEĞİLİZ

n Hepiniz çocukluktan beri arkadaşsınız. En iyi arkadaşların aynı zamanda iş arkadaşı olması nasıl bir duyguymuş?

- Yasemin: Ben onları iş arkadaşım olarak görmüyorum. Yaptığımızı da iş olarak görmüyorum.

- Eren: Biz iş arkadaşı olamayız ki! Öyle bir ruh haline girmedik hiçbir zaman. Evet bir iş yapıyoruz, para da kazanıyoruz. Ama “iş arkadaşı” gibi bir kalıbın içine giremedik.

- Cemre: İlk defa bize böyle bir soru soruluyor. Siz sormasanız, böyle bir şey aklımıza bile gelmezdi!

n Sonuçta birtakım sözleşmeler imzalayıp, konserlere çıkıyorsunuz. Konser günü hastalanabilirsiniz, canınız istemeyebilir. Ama o konsere çıkmak zorundasınız. O zaman yapılan şey, zevk olmaktan çıkmaz mı?

- Cemre: Konservatuvarda senelerce klasik bale yaptık. Orada neredeyse askeri eğitimle yetiştirildik! Grubumuzun adını Hepsi değil de “Disiplin” koysak daha uygun olurmuş!

- Yasemin: Okuldaki öğretmenimiz Rus’tu. O yetiştirdi bizi. Herhangi bir durumda kendi kendine; “Yapacaksın” diyorsun ve yapıyorsun.

n Gruba dışarıdan taze kan katılacak olsa tepkiniz ne olur?

- Eren: Tabii ki biz 4 kişiyiz. Dışarıdan biri girmek istese onun önce insani değerlerine bakarız. Bize yakışacak biriyse ona yabancılık çektirtmeyiz.

- Cemre: Ne gerek var! Ben istemem başka birini.

n Özel hayatlarınıza zaman ayırabiliyor musunuz?

- Gülçin: Özel hayatımız yok zaten. Özel hayat olarak duş aldığım ve çantamı hazırladığım zamanları söyleyebilirim.

- Yasemin: Set 22.00’de bitiyor. Sonraki iki saat bizim için özel hayat oluyor.

- Cemre: Geçen akşam Yasemin’le Ortaköy’e gittik. Biraz dolaşalım istedik. Bizim yıllardır hem saçımızla, hem makyajımızla ilgilenen Ahmet Yıldırım tesadüfen taksiden indi. “Sizin bu saatte dışarıda ne işiniz var? Şimdi annelerinizi arıyorum” diye söylendi. Yoldayken aradı, gidip gitmediğimizi öğrenmek için bir daha aradı. 23 yaşına geldik. Saat 22.30 ve Ortaköy’de yürüyüş yapıyoruz. Olay bu yani! Eskiden ünlülerin röportajlarını okurdum. “Özel hayatım yok. Sadece çalışıyorum” derlerdi. Ben de bu cümleyi her duyduğumda “Hadi oradan” derdim. Aaa! Bir baktım; gerçekmiş!

n Biriniz aşık olsa düzen bozulacak mı?

- Eren: Bizim düzenimize ayak uyduracak bir erkekle karşılaşamadık daha!

- Yasemin: Olan da zaten durmuyor, gidiyor!

- Cemre: “Ne yani benimle buluşmak için ajandana mı bakacaksın” şeklinde diyaloglardan sonra özel hayat kalmıyor!

- Eren: İşimiz bizim için o kadar önemli ki; “Sevgilimizi çağıralım da bari işte görüşelim” de demiyoruz.

n Peki istikrarlı sürdürebilen oldu mu hiç ilişkisini?

- Eren: 4 yıl sürdürdüm. Ama sonra o da bitti.

- Gülçin: Ben avantajlıydım. Hepsi grubu oluşmadan önce başlamıştı bizim ilişkimiz. O yüzden ancak iki buçuk yıl dayanabildi bana! “Sen istediğinde mi buluşacağız” ya da “Hep sana mı uyacağım” diye yakınıyorlar. Erkekler bu durumu kaldıramıyor.

- Cemre: “Ne demek senin işin var! Benim de işim var o zaman” şeklinde söyleniyorlar.

Keşke rakiplerimiz olsa

n Müzik dünyasında tek olmak nasıl bir duygu?

- Gülçin: Tek olmanın avantajları var. Bunu önceden de hissediyorduk ve bunun getirdiği bir rahatlık vardı. Zamanla daha da rahatladık galiba! Keşke bizim de yarışabileceğimiz birileri olsa.

n İnsanı tembelleştirir mi bir zaman sonra bu durum?

- Gülçin: Evet.

- Cemre: Bizim yarışımız sadece kendimizle. Buradaki dört kız da gerçekten hırslı kızlar. Canımızı dişimize takıp çalışıyoruz. Bir yandan dans dersleri, diğer taraftan şan dersleri… Birileri çıksa da biz de gaza gelsek!

- Eren: Biz her albümde farklı şeyler deniyoruz. Rakibimiz yok diye aynı şeyleri tekrarlamıyoruz. Çok daha iyisini yapmanın derdindeyiz.

- Cemre: Bizim yaptığımızı yapabilecek biri çıksa tabii ki biz daha da iyisini yapmaya çalışırız.

 

14
Mayıs

4 Peynirli Pizza Video

4 Peynirli Pizza Video İzle



by

« Önceki sayfaSonraki sayfa »


dantel sezeryan doğum bebek örgüleri bez bebek ilahiler ilahiler tesettür kurdele nakışı tüp bebek kayıp prenses